SÜRÜ ADAMI
Bir adam vardır ki, hiçbir düşüncesinde, hiçbir hareketinde “kendi kendisi” olamaz. Ne düşünse, ne yapsa, ne söylese kendini değil, mensup
Bir adam vardır ki, hiçbir düşüncesinde, hiçbir hareketinde “kendi kendisi” olamaz. Ne düşünse, ne yapsa, ne söylese kendini değil, mensup
Türkiye bir fikir perişanlığı içine atılmış durumdadır. Milletçe kalkınma davamızın ön planda yer aldığı şu yıllarda bazı zümrelerin içtimaî ve
Türk dilinde <<töre>>, Türk milli vicdanına hâkim olan <<umumî hukuk prensipleri>> manasında kullanılmaktadır. Töreyi dar ve mahallî olan gelenek kavramından
Her cemiyet, kendi sosyal, kültürel, ekonomik ve politik hayatını düzene sokacak <<norm>>lara muhtaçtır. Bu normların dini, ahlaki, hukuk, bedii mahiyette
Olgunluk bir ihtiras disiplinidir. Eskiler buna sahip olanlara “kâmil adam” derlerdi. Hakikatte her medenî adamın vasfı, ruh kargaşalıklarını önleyen bu
Aziz milletimizin, önüne dikilmiş sun’i engelleri devirip gerçek demokrasi iklimine gireceğinden artık şüphe edilemez. Ünlü Fransız mütefekkiri Voltaire’in dediği gibi,
Munzur dağı, Kemaliye’den Başpınar köyüne, Başpınar’dan Yeşilyazı’ya bir üçlü çizerseniz aşağı yukarı ortasında kalır. Diyeceğim Munzur bu üç yerden de
Cemiyetimizin bünyesini kemiren ve onu buhrandan buhrana sürükleyen hastalıkların en tehlikelisi, milletin kaderinden resmen sorumlu sayılan aydınlarda gördüğümüz ülküsüzlüktür. Bir
Refik Halid’in bir hikâyesinin kahramanı Agâh Bey’in ülkücülüğü, çevresinin yarattığı rahatlık ve zevk ortamında eriyip gider. Ülkücü bütün Türkiye’de dev
Tarihi Pers emperyalizmi, tarih boyunca ülkemize iki koldan geliştirilen bir kültür emperyalizmi ile girmeye çalışmaktadır. Birincisi Farsça ile ikincisi siyasi
Oğuzlar, Diyar-ı Rûm’a ayak basıyorlardı. Kudretli Oğuz atlıları, ilkin Diyar’ı Rûm’un doğu ucunda görünmüştü. Batıya doğru bilmedikleri ama hissettikleri, daha
(2) Sağlam vücutlu, gürbüz nesillerin yetişmesi nasıl düzgün ve ölçülü bir gıda rejiminin uygulanmasına bağlı ise bilgili, imanlı, ülkücü
Şiir Bahçemizden İlhamlar On sekizinci asrın sonlarına doğru, zevale doğru yol almaya başlayan şiir bahçemizde muhteşem bir gurub seyrederiz: Şeyh
İster kendi tecrübeleri ile edinmiş bulunsun, ister sosyal temaslarla zenginleştirilmiş bulunsun, her milletin kendine has bir kültürü vardır. Bir insan
Zile’de, bir kıyı mahallede, derme çatma küçücük kapısı bir çöplüğe bakan, bir fakir ev vardı. Bir yaşlı kadın, yarı kötürüm