YURDUM VE TANRIM İÇİN
Rumeli boşalıyordu. Beş yüz yıl Avrupa’ya bir koca nehir beşyüzüncü yılın sonunda terine akıyordu; sanki kabuğuna çekilen bir böcek gibiydi: […]
Rumeli boşalıyordu. Beş yüz yıl Avrupa’ya bir koca nehir beşyüzüncü yılın sonunda terine akıyordu; sanki kabuğuna çekilen bir böcek gibiydi: […]
Cumhuriyeti anlamak ve önemini kavramak için, 29 Ekim 1923’e kadar, özellikle son iki yüz yılda neler yaşandığını, ülkemizi cumhuriyetin ilanına
‘’Benden eğerimi isteyin vereyim, atımı isteyin vereyim, çadırımı isteyin vereyim, fakat vatanımdan hiç kimse bir karış toprak istemesin vermem, veremem.’’
Her şey gördüğüm bir cümleyle başladı: “ Dünyanın en korkak insanı, seven insandır.” Dikkatimi neden bu kadar çekti, bilmem; belki
“Medeniyetler para ile değil, ilimle, irfanla, imanla, ahlakla kurulurlar; medeniyetler parasızlıktan değil, ilimsizlik, irfansızlık, imansızlık, ahlaksızlıktan çökerler.” Başbuğ Alparslan
Türkiye’nin başında bunca bela varken, ideolojik ve kültürel dertlerimiz bile neredeyse unutulup her şey siyasete endekslenmişken, problemler her gün artarak
Sevgili kardeşim bir önceki sohbetimizde Türklük kavramı, Töre, Şamanizm gibi meseleleri konuşmuştuk. Bugün de Müslümanlık ve Türklerin islam anlayışı konusu
‘’Tabutluktan Gurbete’’ giden yoldan Ordinaryüs olarak dönen büyük fikir ve mücadele adamı Reha Oğuz Türkkan’ı yâd etmek ve bilhassa onu
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1927 yılında yazmaya başladığı Nutuk’unda, “1919 senesi Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım.” diyor; milli mücadelenin başlangıcı
Demokrasi kelimesinin “halk idaresi” manasına geldiğini artık herkes bilmektedir. Batı ülkelerindeki demokratik rejimlerin işleyişine bakıldığı zaman, uygulamada da bunun böyle
Dilimizde, bir nesil için eskiden kelimeler ve terimler-bunlar ister millî kökten, ister yabancı kökten gelsinler- bizim için ölmüş sayılamazlar. Türk
Önceki yazımızda, bütün varlık hadiselerinin insana nispetle mana kazandığını söylemiş ve devlete de bu açıdan bakarak bir tarife ulaşmaya çalışmıştık.
Dünya tarihine bakıldığında pek çok önemli şahsiyet karşımıza çıkacaktır. Bu kimseler yaşadığı döneme damgasını vuran, o çağın şartları itibariyle
Her Kasım ayının onuncu günü O’nun ruhuna Fatiha’yı, dilim değil, gönlüm okur adeta. Hiç alışık olmadığı esaret zincirine vurulmuş, yok
Eski bir tarihçi sayılırım. Memleketimizde nüfusumuz sayısınca tarihçinin varlığı sebebiyle, bizde tarih disiplini üzerine akademik eğitim almanın güçlüğünü iyi bilirim.