ETNİK BÖLÜCÜLÜK VE TERÖR-2: DEMOKRATİK KONFEDERALİZM
Taht Oyunları dizisini herkes duymuştur, hatta pek çoğumuz izlemiştir bile. Sizi içine çeken bir evrene sahip olması herhalde en başarılı […]
Taht Oyunları dizisini herkes duymuştur, hatta pek çoğumuz izlemiştir bile. Sizi içine çeken bir evrene sahip olması herhalde en başarılı […]
Terör, uzun yıllardır Türk kamuoyunu meşgul eden, her gün bir şekilde muhatap olduğumuz bir kavramdır. Fiilî anlamda teröre milletçe maruz
İnsanoğlunun canlılar içerisindeki yeri oldukça ilginçtir. Karşıdan bakıldığında aslında diğer canlılardan pek farkı yoktur. Doğar, büyür, yer, uyur, çoğalır, sosyalleşir
Türk çocuğu küçük yaşlarda geleceğini düşünürken hep büyük hayaller kurar. Ben de dünyayı kurtardığımı düşünür, ders kitaplarının arkasındaki Türkiye haritasını
Rahmetli İsa Yusuf Alptekin, Doğu Türkistan’ın bağımsızlığını nasıl kaybettiğini şu anekdotla anlatırmış: “Çinlilerin son işgali sırasında biz ‘tesbih 33 mü
Son zamanlarda milliyetçi camiada çok sık duyulan birtakım kavramlar vardır. “Milliyetçiliğin yeni yüzyılı”, “milliyetçilikte yeni arayışlar”, “milliyetçilikte yeni hedefler”, “teknoloji,
Geçtiğimiz üç yüzyılda sosyal bir mesele olarak en çok tartıştığımız konu; “Neden düşüyoruz, nasıl yükseliriz?” idi. Herhalde Türk tarihinin en
Kişi, bir şeyi değerlendirirken hep bir benzeri ile karşılaştırır. Ondan daha çok… ondan daha fazla… ondan daha az… diye gider.
Medeniyetleri var eden hür milletlerdir. Hürriyet ise sadece kendi devletin altında idare edilmek değildir. Çünkü milletleri hür kılan onların sadece
Bir çocuğun gelişimi çok farklı evrelerle olur. Başta çocuk kendinin pek farkında değildir, dünyayı da tanımaz. Hatta bir çevre algısının
Kelebek Etkisi adında bir film var. Bu filmde başroldeki karakter günlüğü sayesinde geçmişte yaşadığı bir olaya gidiyor ve orada yaptığı
Türk tarihinin son 250 yılı bizim için büyük kayıplar, mağlubiyetler ve acılara sahne olmuştur. Kurduğumuz devletler birer birer yıkılmış, Türk
Günümüz dünyâsında Birleşmiş Milletler’e kayıtlı 193 ülke bulunmaktadır. Bu ülkelerin pek çoğu hukûken tanınan, egemenlik alanları bulunan devletlerdir. Hepsi de
İnsanlık târihi, büyük bir mücâdeleler târihidir. İnsanların tabiatla ve birbirleriyle yaptığı mücâdeleler, târihin akışını sağlamıştır. Zaman, bu mücâdele olsa da
Yirminci yüzyılın başlarında Türk milliyetçiliğinin temel gâyesi Türk milletine milliyet şuuru kazandırmak, kısaca “Ne mutlu Türk’üm diyene!” düsturunu Türk halkına