EĞİTİM VE ÜRETİM
Bir ülkenin kalkınmasında bunlardan hangisi daha önemlidir? Bu soruya, yanılmıyorsak, doğru düşünmeye alışmış her insanın vereceği cevap aynıdır: <<ikisi de
Bir ülkenin kalkınmasında bunlardan hangisi daha önemlidir? Bu soruya, yanılmıyorsak, doğru düşünmeye alışmış her insanın vereceği cevap aynıdır: <<ikisi de
Türk halkını bir arada ve ayakta tutan kıymet sistemleri ve ölçüleri, yerlerine yenileri gelmemek üzere, bir bir çöküyor. Bu muazzam
MEMLEKETİMİZDE müşahede ve tecrübeye dayanan müsbet bilgi zihniyeti yeter derecede yerleşemediği için, doğruluk hissesi üzerinde düşünmeğe pek lüzum görülmeyen birtakım
Pedagojiye sorarsanız, disiplin yapan iki usul vardır: Biri otorite yoludur ki, çocuk üzerine dışarıdan tesir eder; öteki hürriyet yoludur ki,
SİYÂSET kısaca “İdâre etmek sanatıdır” diye târif edilir. Bu sanat üzerinde incelemeler yapılmış, nazariyeler ileri sürülmüş, usuller tesbitine çalışılmış ve
Vücudumuzu temizlemek mümkündür. Fakat ruhumuzun, şuurumuzun üstünü, altını ve hâfızamızı günlük hayatın kirli tesirlerinden kurtaran bir ruh banyosu yapmamız mümkün
Politika sahnesinde sık sık rastladığımız kavramlardan iki tanesi üzerinde duracağız. Bunlar <<maddî kalkınma>> ve <<mânevî kalkınma>> terimleridir. Materyalist politikacıya kalırsa
Sosyoloji, sosyal yapıların, sosyal değerlerin ve müesseselerin fonksiyonları ile var olabileceklerini, itibarlarını koruyabileceklerini ve varlıklarını devam ettirebileceklerini ispatlamıştır. Fonksiyonlarını sağlam
Kahvehane köşelerinde emekli küçük memurlara rastlarsınız. Artık ömürlerinin son günlerini yaşayan bu yaşlı, beli bükülmüş biçare insanlar sabahtan akşama kadar
Bugün her medenî topluluğun sözlüğünde millet, devlet ve hükûmet tâbirleri vardır. Bunların aynı dilde yan-yana yaşaması her birinin ayrı mefhumlara
<<Eğitim>> bir sosyal vâkıadır. Gerçekten de, târih boyunca, <<eğitimden>> mahrum bir tek insan cemiyeti dahi gösterilemez. En ilkel guruplarda dahi,
Târihî roman yazmak, hele târihteki büyük adamların hayat macerasını roman haline getirmek çok çetin bir iştir. Romancı böyle bir teşebbüse
Yirmi sene kadar var. Paris’te bir gece, büyük mağazalardan birinin vitrinin önünde, genç ve zengin bir Türk hanımı bana sordu:
Çok defa bir adamı methederken, başta onun dürüst, namuslu adam olduğunu söyleriz. Namuslu olmak bir vazife, bir tabiî hal değildir
Fikir sistemi olarak milliyetçilik ile, siyaset ve idare tarzı olan demokrasi arasındaki sıkı alâka malûmdur. Her iki mefhum kütle temayülü,