DAĞINIK CEMİYETTEN ÜLKÜCÜ CEMİYETE
Türk- İslam ülkücüleri için, cemiyet, bir insan yığını değildir; mukaddes bir şuur etrafında birbirine kenetlenmiş, ahenkli bir organizmadır. İnsan hem
Türk- İslam ülkücüleri için, cemiyet, bir insan yığını değildir; mukaddes bir şuur etrafında birbirine kenetlenmiş, ahenkli bir organizmadır. İnsan hem
Davranışlarımızı akıl mı yoksa töre mi düzene sokmalıdır? Esefle belirtelim ki, insanlar bunun bile kavgasını yapıyorlar. Oysa ne aklı ret
Dört yana saldıran bazı meczup tiplerinin ruhunda yapılacak bir tahlil ameliyesi çok dikkat çekicidir. Normal insan, bir tahmininin veya bir
Tarihte Türk milliyetçiliğinin şahlandığı devirler vardır. Türk topluluklarında milli duyguların en üstün değer olarak belirdiği çağlarda, siyasi ve iktisadi durum
Bu efsane, Şarköy ile Gelibolu arasında söylenir; bir burunun, İncir Burnu’nun efsanesidir. Bir çoban vardır; Şarköy ile Gelibolu arasındaki deniz
Bizde acayip bir aydın tipi vardır. Fikir ve vicdanı hür olması lazımken, dört tarafı duvarlarla çepeçevre sarılı bir fikir avlusunda
Ergenekon yurdunda Oğuz oğlu Kurt Çine derler bir yiğit vardı. Her gün alar sabah yatağından doğrulur, okunu yayını, çıdasını alır,
Sevgili peygamberimiz ve kurtarıcımız:<< Beni kendi nefsinizden daha fazla sevmedikçe tam iman etmiş olmazsınız.>> diye buyurmuşlardır. Bunları işiten sahabeler heyecanlanarak,
Van’ın Ahlat ilçesinde bir yoksul kadın yaşardı. 1681 yıllarında; bir kızı vardı yeryüzünde, başka kimsesi yoktu. Belki yüz okka gelirdi
Geçen ayın son pazar günü Üniversiteler Kültür Derneği Lokalinde, cemaat hayatı üstüne sohbet edildi. Daha önce, genel olarak strateji ve
Sorsam: Yeni zamanların en korkunç hastalığı hangisidir? Hemen herkes, bir saniye bile düşünmek ihtiyacı duymadan aynı cevabı verecek: Kanser. Olmadı
Ulu Hünkâr, İstanbul’da, Atmeydanı’nda, çocuk şehzadelerini sünnet ettiriyordu. Bize bu efsaneyi anlatan yaşlı İstanbul efendisi, Ulu Hünkâr demiş, hünkârın adını
Ortaçağ hakkında müstesna fikirlerimiz vardır. Dilimizden hiç düşürmez, yerli yersiz hep tekrar ederiz: Ortaçağ karanlığı, Ortaçağ iptidailiği, vs… Sayın aydınlarımızdan,
Sahipsizlik duygusu, zulme haksızlığa gadre uğrayan yahut sıkıntılar ve acılar içinde inanan kişi ve zümrelerde görülür. Küçük ve gelenekçi toplumlarda
Bir dervişti; boynu bükük dururdu hep. Gözlerini kaldırıp, bir kimseye, dik dik bakmazdı. Baktığı kimselerin şu veya bu sebepten utanmış