TÂRİHİN SÜREKLİLİĞİ
Dünkü şâir Ahmed Haşim’in dilinden anlayan bir gençlik kalmadı. Evvelki günün şâiri Tevfik Fikret de artık bir yabancıdır. Abdülhak Hamit
Dünkü şâir Ahmed Haşim’in dilinden anlayan bir gençlik kalmadı. Evvelki günün şâiri Tevfik Fikret de artık bir yabancıdır. Abdülhak Hamit
İnsanın canlı, cansız tabiatla ve diğer insanlarla ilişkisi, basit değil, çok karmaşıktır. Oysa insandan gayrı canlıların yâni bitki ve hayvanların
Üniversite gençlerinden mürekkep, kalabalık iki grup, Tercüman idârehanesinde ziyâretime geldiler; kendilerinden başka birçok arkadaşlarının da beni görmek istediklerini ve kalabalığı
Ekonominin, grup hâlinde yaşayan insanların (âilelerin, birliklerin, köy, şehir, millet ve blokların) tabiatla ilişkilerinden dolayı birbirleri ile ilişki kurmalarından doğduğunu
Mânâlı bir dünyâda mıyız? Tabiat ve insan toplumları önceden hazırlanmış bir hedefe doğru mu gidiyor? Varlıkların tekâmülünde cansızdan canlıya, şuursuzdan
Türk-İslâm Ülkücüleri’nin asla unutmayacakları husus, ekonominin bir insan faâliyeti olduğu ve insan için yapıldığı konusudur. Ekonomik faâliyetlerin temelinde insan yatmakla
İktisat, Arapçada ‘tutum’ demektir. ‘İsraf’ kavramının zıddıdır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre Allah ‘iktisat yapanları sever’, aksine ‘müsrifleri’, ‘İktisat
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinden beş gencin imzâsını taşıyan bir mektup, benden Psikosomatik tıp hakkında bâzı bilgiler istemektedir. Bu konuda
Türk çocuğu, bütün Türk târihinden ve bu târihin tecrübelerinden istifâde etmesini bilmelidir. Bu arada, devletimizi çok yakından ilgilendirdiği için Selçuklu
Okul kültür vermez, onun malzemesini verir. Yarının düşündürücü değil, bugünün öğretici ve ezberletici mekteplerini kastediyorum. Bilgi ile kültür arasındaki fark
Vaktin kıymetini bilmiyoruz. Hafta arası maçlarında halk yığınlarının kaybettiği saatler en canlı misâllerden biridir. “Yeni Sabah” dostumuzun hesâbına göre haftada
Devletimizin, Osmanlı Hanedanlığı döneminde, imparatorluk çapında büyümesi ve büyük askerî zaferlerle taçlanması, bâzılarının sandığı gibi sırf kılıca dayanan bir başarı
Her şeyden önce ‘Diyânet Teşkîlâtı’, gerçekten bu işin ehli olan, ilim ve ahlâkı ile tanınmış, ihlâs sâhibi müminlerden ve millî
Din eğitim ve öğretimi sâdece ‘insanın temel hak ve hürriyetlerinden’ biri olduğundan ‘hukukî’ bir zarûret olarak yerine getirilmesi gereken vazîfe
Geçen gün, yirmi beş sene evvel okuduğum Fransızca bir kitaba göz gezdirdim. Adı “Vicdan Yoklaması”dır. Birinci Dünya Harbi’nden sonra, yirmi