HER KİM MERDÂNE
Yıllar önce babam bir hâtırâtını anlatmıştı. Köyde büyümüş tüm çocuklar gibi günlük işlerde ziyâdesiyle âilesine yardım etmiş, çalışmış. Köy hayâtında […]
Yıllar önce babam bir hâtırâtını anlatmıştı. Köyde büyümüş tüm çocuklar gibi günlük işlerde ziyâdesiyle âilesine yardım etmiş, çalışmış. Köy hayâtında […]
Yeni bir hikâye yazılıyor. Bunun şu sıralar pek farkında değiliz. Hikâyenin mutlu sonla mı biteceği ya da yarıda kesilip kesilmeyeceği
Yeni Ufuk dergisi etrafında bulunmuş herkes, başlıktaki soruyla muhatap olmuştur. Soru, Yeni Ufuk dergisinin eskiden beri tâkipçileri olan, bir şekilde
Türk Milliyetçiliği-Ülkücü Hareketin bugünlere gelmesinde onlarca kurum, kuruluş ve derginin varlığı, yaptıkları ve hizmetleri kuşkusuz inkâr edilemez. Onlarca hatta yüzlerce
Öncelikle Yeni Ufuk dergisini 100. sayıya ulaştıran, bizlere bu mutluluğu yaşatan, emeği geçen herkesi kutluyorum. İnsan duygu ve heyecanlarını ifâde
Millî Devlet gazetesi için ilk yazımı, “Hani Akif merhum, İstiklâl Marşı’mızda ‘Sönmeden Yurdumun üstünde tüten en son ocak’ diyor ya…
100 ay, 100 ayrı emek… Her sayısında daha iyiye giden; emeklerken yürüyen, yürürken koşmaya başlayan bir evlâda bakarmış gibi baktığımız
“Döner kavşaktan üçüncü çıkışa ilerleyiniz.” Eminim ki navigasyon kullananlar, bu söze oldukça âşinâdır. Peki, bu sözün Yeni Ufuk dergisinin yüzüncü
İnsanoğlu yaşamı boyunca kendi hikâyesini yaşayarak göçüp gidiyor. Kendi tercihleri ile şekillendirdiği hikâyesinde sessiz sedâsız kendi meşgaleleri ile hikâyesini tamamlıyor.
Büyük ihtimalle S. Faik Abasıyanık’ın Karanfiller ve Domates Suyu adlı hikâyesini okumuş ve bu hikâyenin kahramanı Kör Mustafa’yla tanışmışınızdır. Şâyet
Kıymetli kardeşlerim, Bu yazımda elinizde tutuğunuz dergiyi var eden zihniyeti, bu derginin doğum hikâyesini ve amacını anlatmaya çalışacağım. Müsaadenizle önce,
Târih sahnesine çıktığımız ilk günlerden, şu âna kadar Türk târihine baktığımızda; yükselişlerin ve alçalmaların olduğunu görürüz. Acaba şu soruyu kendimize
Bir gün, bir sohbet sırasında değerli bir büyüğümüz demişti: “Her insan bu hayatta kendi kilimini dokur.” Bugün sizlere, bu yazımızda,
Her insanın hayâtında belli dönüm noktaları vardır. Yaşadığımız ânın hayatımızın dönüm noktası olacağını, o andan sonraki hayâtımızın genel gidişâtını şekillendireceğini
Başlığa bakarak dergimizin sloganını attığımı düşünmeyin. Bir yolculuğa nasıl çıkılır, yolculuğun kıymeti yol üzerindeyken nasıl anlaşılıyor onu anlatma derdindeyim. Kendimizce