AMASYA’DA YEŞİLIRMAK
Amasya’da Yeşilırmak, hele yazın, serin akar; dolu akar… Sabah uykusuna dalmış bir kız gibi incecikten buğulu akar. Amasya’da Yeşilırmak düşünceli
Amasya’da Yeşilırmak, hele yazın, serin akar; dolu akar… Sabah uykusuna dalmış bir kız gibi incecikten buğulu akar. Amasya’da Yeşilırmak düşünceli
Önceki yazılarımızda faşizm deyimine tanınan değişik manaları açıklamaya Türk milliyetçilerini faşistlikle suçlamanın yanlış taraflarını belirtmeğe çalışmıştık. Sonuç olarak: 1- Komünizme
Başlıktaki soruya doğru cevap verebilmek için; A) Türk Milliyetçiliği Irkçılık temeline dayanan bir dünya görüşü müdür? B) Türk Milliyetçileri arasında
Mahmud ve Ayaz isimleri, Büyük Türkiye İmparatorluğu’nun Gazneliler halkasıda, o zaman da gönüller derinliğince yaşamış, bu gün de uzak
Dil üzerinde sürdürülen tartışmalara dikkat ediniz. Meselenin içtimaî yönü ihmal edilmekte, tartışmalar, daha çok, dilin yapısı, grameri, estetiği, yeniliği, eksikliği,
İlk bakışta, yalnız kelimeye bağlı kalır ve hangi manada kullanıldığını hiç düşünmeden kesin bir hükme varma yanlışlığının büyük ayıbına katlanırsanız,
Anadolu’nun batı ucuna yakın bir yerde bir yaşlı söğüt dallarını yere eğdi bir sabah; gün doğuyordu. Bulutlar göğe ağıyordu. Doğan
Dil, bir milletin geçmişteki, haldeki ve gelecekteki nesillerini birbirine bağlayan, onları bir millet haline getiren çok güçlü bir ‘içtimai bağdır’.
Türk-İslam Ülkücüsü, sosyal hayatın bütün tezahürlerini, milli tarih şuuru içinde yorumlar ve değerlendirir. Bize göre, insanlık camiası, milletlerden ibarettir
Demokrasi ile Milliyetçilik arasında, mutlaka bulunması gereken, “Varlık Şartı” değerinde bir bağ yoktur. Daha açık bir söyleyişle, birinin mevcut olmadığı
Batı’da hür düşünce kilise ile boğuşa boğuşa gelişti. Neticede batılı, kilisenin her türlü baskısını kırarak onu, inananların ahiret işleriyle görevli
Millî dil, millî macera ve tecrübeyi yansıtan ve bünyesinde taşıyan çok zengin bir tarih hazinesidir ve başlı başına bir tarih
İnsanı, kendi gayesi içinde bilmek ve kavramanın mümkün olduğunu ve fakat bunun, daha önce sözü edilen araştırma metotlarından biraz daha
Türkiye’dedemokrasinin iyi işlemesinin başlıca sebebi, kanaatime göre Garpmemleketlerinde olduğu gibi İçtimaî bünyenin tabiî bir gelişmesi neticesindemeydana gelmemiş olmasıdır. Umumiyetle Garp
Rumeli boşalıyordu. Beş yüz yıl Avrupa’ya bir koca nehir beşyüzüncü yılın sonunda terine akıyordu; sanki kabuğuna çekilen bir böcek gibiydi: